Demet Akalın

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi, Demet Akalın

Demet Akalın

Demet Akalın

Gölcük’te doğan Demet Akalın ilköğretim ve lise öğrenimini Gölcük’te büyük başarıyla bitirdi. İlkokul yıllarında gazeteci ya da öğretmen olma hayalleri kurardı, fakat o zamanki üniversite sınavı şartları günümüze göre daha zor olduğu için hayalleri suya düştü.

Ne yapıcam ne yapıcam diye düşünürken annesinin elinden tutmasıyla soluğu Yaşar Alptekin’in mankenlik kursunda aldı. 1990 yılında Mayo Güzeli seçildi. Ardından Neşe Erberk’te mankenlik yapmaya başladı.

Büyük performansla mesleğini sürdürürken bir gün sesinin güzelliğinin farkına vardı ve mankenlikte zirvedeyken hadi birde şarkı söyliyim dedi ve en iyi gazinolarda dev isimlerin kadrosunda başladı yeni mesleğini icra etmeye.

Başardığını düşündüğü bir zamanda hadi bir albümüm olsun dedi ve “ SEBEBİM ” adlı albümünü piyasaya çıkardı. İşler yolunda gitti yani başarıya bir başarı daha ekledi ve artık mankenliği bırakıp tamamen şarkı söylemeyi seçti. Daha sonra da “SENİN ANAN GÜZEL Mİ ?” dedi ve ilk single çalışmasını çıkardı. O ekstra senin bu ekstra benim derken artık sahnelerin bir parçası oldu. Sonra mı ? UNUTTUM dedi ve 3. albüm çalışmasını müzik severlerin beğenisine sundu.

Demet Akalın ile ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Çelik

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Çelik

Çelik

1966 yılında İstanbul’da doğdu. İk öğrenimini Pendik Süreyya Paşa İlkokulu’nda, orta ve liseyi Pedik lisesinde tamamladı.

İstanbul Üniversitesi Maliye Bölümünü kazanmasına rağmen devam etmedi ve babasından gizli konservatuar sınavlarına girdi ve kazandı. 1985’te İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler bölümüne kayıt yaptırdı ve kontrabas enstrümanını seçti.

Konservatuarla birlikte başlayan müzik yaşamında hızla yükseldi. Babasının ani ölümü ile sarsıldı ve bir süre ailesinin geçimini sağlamak için değişik yerlerde gitar çaldı, şarkı söyledi ve özel organizasyonlarda yer aldı.

Müjdat Gezen, Cenk Koray, Cem Özer, Ayşen Gruda gibi ünlü isimlerle Kabare’lerde çalıştı.

1989’da okul arkadaşları İzel Çeliköz ve Ercan Saatçi ile birlikte grup kurmaya karar verdiler ve 1991’de �Özledim’isimli ilk albümleri çıktı. Çelik daha sonra gruptan ayrıldı ve yoluna tek başına devam etmeye karar verdi. Sırasıyla çıkardığı albümler:

Ateşteyim (1994)
Benimle Kal(1995)
Yaman Sevda(1996)
Sevdan Gözümün Bebeği(1997)
Sevgilerimle(1998)
Onu Düşünürken(1998)
Unutamam(2000)
8 İnci(2001)
Yol(2002)
Affet(2003)
Gariban(2005)
Kod Adı Aşk (2006)

Çelik Erişçi, müzikteki başarısıyla yetinmeyip Akademik Kariyer yapmayı kafasına koydu. 1998 yılında yüksek lisansını yüksek notla bitirdi ve sınavsız doktora yapma hakkı elde etti.

Halen İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsünde �Sanatta Yaratıcılık’konulu doktora teziyle ilgili çalışmalar yapmakta.

Ülkenin sorunlarına duyarlılığı ve yaşanan olumsuzluklar onun zaman zaman sert çıkışlar yapmasını kaçınılmaz kıldı. Atattükçü kimliğini hep gururla taşıdı.

Çelik, şuanda evli ve 8 aylık bir erkek çocuk sahibi�

2002 2002 yılında, usta sanatçı Müjdat Gezen’in Efendy Show Theatre için hazırladığı “Kabare Tri Peypırs” da Müjdat Gezen, Nükhet Duru, Ayşen Gruda, İlhan Daner, Ateşböceği Ercan ve Cem Özer bir çok usta sanatçıyla birlikte yer aldı.

2001 2001 yılında çıkardığı “8inci” albümünde ise tam anlamıyla dünyanın en iyi müzisyenleriyle çalıştı. “İnci” isimli parçası Sting’in “Brand New Day” isimli albümüyle Grammy Ödülü’ne layık görülen aranjörü ve keyboard’cusu Kipper tarafından çalındı ve düzenlemesi yapıldı… “Al Başını Git” isimli parçası ise Çelik’in akademik kariyerinin tez çalışması gibiydi. Keman kayıtları Hossam Ramzy prodüktörlüğünde Kahire’de, davul kayıtları Londra’da halen Sting’in grubunda davul çalan Manu Katche, trompetler yine Amerika’da Sting ile turnede bulunan Chris Botti, solo klasik gitarları dünyaca ünlü Spice Girls’ün konser gitaristi John Themis tarafından çalındı. Themis, Çelik için stüdyoda çalıştığı hafta çok mutluydu, çünkü son bestesi o hafta İngiltere’de liste başı olmuştu. Yine dünyaca ünlü grup Alabina’nın ülkemizde de bir dönem çok tutulmuş olan Maşallah isimli parçasının aranjörü Ronny Gold ile sonradan çok tutulacak olan Cici Kız’ın aranjelerini de Fransa’da yaptı. Bu albüm, Çelik’in akademik kariyerinde tez çalışması gibiydi; çünkü tüm bu ünlü sanatçılar sözü, bestesi ve düzenlemeleri tamamen Çelik’e ait parçaları çaldılar. Çelik’in istediği şekilde çalmaları için gereken tüm müzikal dili yani notaları Çelik tarafından hazırlandı, tüm teknik imkanlar kullanılarak kendilerine ulaştırıldı ve kayıtları sırasında onlara Çelik tarafından çaldırıldı.
İTÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Sanatta Yaratıcılık” konulu doktora tezi için hazırladığı özel bir sınıfta ders vermeye başladı.

2000 Müzik listelerinin üst sıralarında yer alan 7. solo albümü “Unutamam” da etnik müzik konusunda başta Led Zeppelin olmak üzere Khaled gibi sanatçılarla çalışmış dünyaca ünlü perküsyon ustası Hossam Ramzy ve Gipsy Kings grubundan Gerard Ferrer ve Lübnanlı Elissa Khoury ile çalıştı.

1998 Dört yılda çıkardığı dört albümden seçtiği hit parçaları “Sevgilerimle” adını verdiği bir ‘best of’ albümle 1998 yılında müzikseverlere sundu. Bu albüm içerisinde yer alan ve daha önce İzel Çeliköz tarafından seslendirilen “Kızımız Olacaktı” isimli şarkı Çelik konserlerinde 7-8 kere üst üste söylendi.
Altıncı albümünü çıkardığı 1998, Çelik için tam bir “yenilenme yılı” oldu. Hem görüntüsü hem de “O’nu Düşünürken” adlı yeni çalışmasındaki müzikal yaklaşımıyla daha farklı bir çizgi çizdi. “Veda Etmem” adlı slow parçayla listelere giren albümde yer alan. “O’nu Düşünürken” adlı parçasına yaptığı ‘caz versiyonu’yla da müzik vizyonunun çeşitliliğini gözler önüne serdi.

1997 Tüm söz, müzik ve düzenlemeleri kendisine ait olan “Sevdan Gözümün Bebeği” isimli dördüncü albümünü yayınladı.

1996 �Türk Pop Müziğinde Türk Müziğinin Analizi’konulu yüksek lisans tezini vererek, müzikteki başarısını akademik kariyerinde de gösterdi ve yüksek notla bitirdiği Yüksek Lisans sonrası Doktora yapma hakkını sınavsız olarak kazandı.
“Yaman Sevda” isimli üçüncü albümünde, alışılagelen Çelik sound’undan farklı olarak rock etkilerinin göze çarptığı albümde Şebnem Ferah gibi sanatçıların eşlik ettiği birbirinden güzel on parça yer aldı.

1995 Makedonya’daki uluslararası yarışmada “Sevemem” isimli parça ile ikincilik ödülü aldı.”Sevemem” adlı parçasıyla Makedonya’da aldığı ödülü radyo ve televizyonlardan aldığı pek çok ödül izledi.
Bütün sözleri ve müzikleri kendisine ait olan ikinci albümü “Benimle Kal” ile başarısını sürdürdü. Bu albümde müzikseverler “daha duygusal bir Çelik” ile karşılaştı.
Artık bir “klasik” haline gelen ve sanatçıyla bütünleşen “Hercai” adlı şarkısı 1995 Kral TV Video Müzik Ödülleri’nde “En İyi Beste” ödülünü aldı.
Hürriyet Gazetesi Altın Kelebek Ödülleri’nden “Yılın En İyi Erkek Pop Sanatçısı” ödülüne layık görüldü.
Rod Stewart ‘ın İstanbul İnönü Stadı ‘nda verdiği konserde ön grup olarak sahne aldı.

1994 Müzikal kariyerine tek başına devam etmeye karar veren Çelik, gruptan ayrılarak ilk solo albümünün çalışmalarına başladı. İki yıl süren bir çalışmanın ardından 1994 yılında “Ateşteyim” isimli albümünü çıkardı. 11 parçanın yer aldığı albüm, tüm müzikseverler tarafından büyük ilgi gördü ve başta “Ateşteyim”, “Güle Güle”, “Meyhaneci” olmak üzere hemen her parçası hit haline geldi.

1992 Hürriyet Gazetesi Altın Kelebek Ödülleri “En İyi Grup” Ödülü’nü aldılar.
Grup, İstanbul Altın Güvercin Müzik Yarışması’nda sözü ve bestesi Çelik’e ait olan “Dön Artık” isimli parçayla 3. oldu.
İTÜ Sosyal Bilimler’de yüksek lisansa başladı.

1991 “İzel, Çelik, Ercan” grubu olarak “Özledim” adlı başarılı bir albüme imza attılar.

1990 İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü’nü bitirdi.

1989 Ercan Saatçi ve İzel Çeliköz’le biraraya gelerek “İzel, Çelik, Ercan” adını verdikleri bir grup kurdular.

1986 Üniversite dönemi bir anlamda profesyonel müzik kariyerinin başlangıcı oldu.
Caddebostan Minder Bar / Zeki-Çetin Müesseseleri’nde gitar çalmaya, şarkı söylemeye başladı.
İzel Çeliköz ile birlikte Elma Kabare’de Müjdat Gezen, Cenk Koray, Cem Özer kadrosunda çalışmaya başladı.
İzel Çeliköz ile birlikte Kabare Komik’te Müjdat Gezen, Cenk Koray, Cem Özer ve Ayşen Gruda ile bu çalışmalarına devam etti.

1985 İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nda akademik kariyerine başladı.

Bu makale www.celikerisci.com adresinden alınmıştır.

Çelik Kerisci (Kerişçi) ile ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz

Çekiç Ali

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Çekiç Ali

Çekiç Ali

Kırşehir yöresi türkü ve bozlaklarının isim yapmış usta icracılarından biridir Çekiç Ali… Hemen hemen tüm plak ve kasetlerinde “Kırşehir’li Çekiç Ali namıyla anılan sanatçımız, aslen Kaman’ın Meşe köyünden ve asıl soyadı da Ersan’dır. 1932 yılında doğan Çekiç Ali’ye, “çekiç” lakabı; çevikliği ve ataklığının yanı sıra, saz çalışındaki canlılık, dinamizm ve aciliteden dolayı verilmiş. Henüz çocuk yaşlarında iken köy odalarında saz çalmaya başlayan sanatçıya büyükleri tarafından takılan bu lakap o kadar yaygınlaşmış ki, asıl adı olan Ali’nin önüne geçerek, adeta asıl ismi olmuş.

O yıllarda İstanbul’da faaliyet gösteren bir plak şirketi, Çekiç Ali’ye ait bir plağı izinsiz basıp çoğaltarak piyasaya sürer. Çekiç Ali’nin haklı itirazına ise, tam bir “şark kurnazlığı” üslubu ile “senin adın Çekiç Ali değil ki, sen Ali Ersan’sın” diyerek güya kendince sahtekarlığına bir kılıf uydurur. Bunun üzerine Ali Ersan da, halk arasında maruf ve meşhur olan Çekiç Ali ismini hukuki yolla resmileştirerek Çekiç soyadını alır ve yeni adı “Ali Çekiç” olur. Evet, Kaman’ın Meşe köyünden Ali Ersan’ın “Kırşehirli Çekiç Ali” olmasının kısa hikayesi böyle…

Tabi hikayenin özü, “Kırşehirli Çekiç Ali’yi Kırşehir türkü ve bozlaklarının usta sanatçısı” haline getiren o uzun, çileli ve yorucu hayatın ayrıntılarında gizli. Şöyle yürek sızlatan bir saza sahip olmanın henüz hayal olduğu günlerde “tokaç” ı saz yaparak kendince türküler çalıp söylemeye başladığı yıllardan itibaren bu hayat gerçekten o kadar yorucu ve sıkıntılarla doludur ki, Çekiç Ali’nin o hassas ve ince kalbi bütün bunlara öyle çok uzun bir süre dayanamayacak ve henüz otuz beş yaşında ilk ciddi uyarışını yapacaktır.

Hacı Taşan’dan dört yıl sonra, Neşet Ertaş’tan ise dört yıl önce dünyaya gelen Çekiç Ali, 1973 yılının yazında Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde kalbinden ameliyat olur ve bu ameliyattan iki yıl sonra geçirdiği beyin felci onu aramızdan ayırır. Bir sanatçı için henüz olgunluk döneminin başları sayılabilecek kırk bir yaşında 13 Eylül 1973’de hayata gözlerini yuman Çekiç Ali, kıvrak, atak sazı; içli ve yanık sesi ile söylediği türkülerle elbette gönlümüzde yaşamaya devam edecektir. Bu kadar kısa bir hayata bunca türküyü, bozlağı sığdırmak bir tarafa, ancak ayda yılda bir, bir kaç türküsünün yayınlandığı devlet radyosu ve belli sayıda basılmış 45’likler dışında hiç bir imkanın olmadığı yıllarda “meşhur ve usta sanatçı Çekiç Ali” olarak isim yapmak pek de kolay olmasa gerek.

Çekiç Ali, bu seriden daha önce yayınlanan Muharrem Ertaş ve Hacı Taşan ustaların albüm metinlerinde de söylediğimiz gibi, ekmeğini yöre düğünlerinde saz çalıp türkü söyleyerek kazanan abdal aşiretine mensup bir sanatçı olarak, Orta Anadolu abdal müziği geleneğinin önemli halkalarından birini teşkil eder. Bu, Muharrem Ertaş Okulu’nun Hacı Taşan’la birlikte en yetkin temsilcisi sıfatıyla Çekiç Ali’ye haklı bir ün kazandırır.

Gerçi Çekiç Ali’nin, bir Hacı Taşan gibi Muharrem Usta’nın dizinin dibine oturarak birlikte bozlaklar, türküler meşk etmişliği, birlikte düğün dernek kurmuşluğu yok ama, 1980’li yıllara kadar, “yaşayan en büyük Abdal”sıfatıyla Muharrem Usta’nın manen tesirinde kalmamış, onun çalıp söylediğinden etkilenmemiş aşiret mensubu sanatçı bulmak hemen hemen imkansız. Ayrıca bir akrabalık da söz konusu ve Muharrem Ertaş, Çekiç Ali’nin eşi Fatma Hanımın dayısı. Muharrem Ertaş, “ustaların ustası” diyebileceğimiz Yusuf Usta ve dayısı Bulduk Usta’dan tevarüs ettiği geleneğin o kadar güçlü bir temsilcisidir ki gah bir silah gibi patlayan, gah bir gök gürlemesi gibi uğuldayan o parlak ve tiz sesini dinleyip de etkisinde kalmamak elbette mümkün değil

Çekiç Ali de, her gerçek sanatçıda gördüğümüz gibi, bu etkiyi kendi iç dünyasında yoğurarak kişisel zevk ve üslup süzgecinden geçirmiş ve ustasını taklit etmeyen, ama ondan aldığı ilhamla yeni bir zevk ve güzellik peşinde olan bir sanatçı portresi ortaya koymuştur. Bu portre oldukça başarılı ve pek çok yönden de orijinal bir sentezdir aynı zamanda.

Çekiç Ali’nin sanatının, başta Muharrem Usta olmak üzere, Hacı Taşan ve Neşet Ertaş’la olan benzerlik ve farklılıklarının neler olduğuna da kısaca değinmekte fayda var. Zira uzaktan ve genel bir bakışla birbirlerine çok benzer gibi görünen bu sanatçıların bu sanatçıların birbirleriyle olan benzerlikleri ve farklılıkları aslında oldukça önemli ve/ fakat uzun bir bahistir. Önemlidir; çünkü bizde müzik, özellikle halk müziği alanında, bu anlamda bir üslup tahlili bugüne kadar yapılmadığı için, farklılıklar, nüanslar ve incelikler üzerine kurulu bir sanat olan müziği gerçek boyutları ile kavramakta zorlanıyoruz.

Muharrem Ertaş, Hacı Taşan ve Neşet Ertaş’ta ayrı ayrı karşımıza çıkan bazı özelliklerin belli ölçülerde Çekiç Ali’de bir arada bulunduğunu görüyoruz. Onda bir Muharrem Ustadaki heybeti, Hacı Taşan’daki sanatsal derinliği ve Neşet Ertaş’daki yaratıcı yeteneği bekli bulamayabiliriz, fakat Çekiç Ali’yi farklı ve kendine has kılan özelliklerine baktığımızda şunları görürüz : Onun sesi, kelimenin tam anlamıyla lirik, duygulu ve yanık bir sestir. Çok yumuşak bir gırtlağı vardır ve yöre müzisyenlerinin hepsinde karşımıza çıkan ses çarpmaları, orijinal gırtlak nağmeleri, titretme ve triller, kelimenin telaffuz ve vurgularındaki hususilik Çekiç Ali’de en rafine şekliyle karşımız çıkar.

Fakat onun asıl orijinal yönü, saz çalma teknik ve üslubunda kendini gösterir. Çekiç Ali’nin sazından bazen uda, bazen cümbüşe benzer sesler duyarız ve teller üzerindeki parmakların ve tezenenin kelebekler gibi uçuştuğunu hissederiz. Çekiç Ali’nin 1960’lı yıllarda, Bayram Aracı ile birlikte son derece seri ve hızlı bağlama çalmayı yaygınlaştıran sanatçılardan biri olduğunu da söyleyelim. Bu tavır ve edanın özellikle oğlu Aydın Çekiç’te devam ettiğini görüyoruz. Aydın Çekiç, sesi ve bağlaması ile Kırşehir yöresi türkü ve havalarının günümüzdeki başarılı icracılarından biri olarak sanatını sürdürmektedir.

Çekiç Ali de, ustası Muharrem Ertaş, arkadaşı merhum Hacı Taşan ve üstad Neşet Ertaş gibi çok küçük yaşlarda yöre düğünlerine “çalgıcı” olarak giderek meslekte kendini yetiştirmiştir. Neşet Ertaş, babası olmadan tek başına düğün çalmaya ilk olarak Çekiç Ali’nin yanında gittiğini söylüyor. Yöresel tabirle düğünlerde “çalgıcılık” yapmanın; çalıp çığırmak dışında ellerinden fazla bir iş gelmeyen bu insanlar için yegane meslek, meşguliyet ve aynı zamanda da iyi bir rızık kapısı olduğunu söyleyelim.

Düğün çalmanın dışında, yöre folklorik oyunları ve müzikleriyle de ilgilenen Çekiç Ali’nin 1969 yılında İstanbul’da düzenlenen ulusal bir yarışmada ekibine kazandırdığı bir de birincilik var. Özel bir bankanın düzenlediği 9.Halk Oyunları Festivali’ne katılan Kırşehir halk oyunları ekibinin başında elinde sazı ile Çekiç Ali vardır ve birinciliği Kırşehir ekibi kazanır. Bu başarıda şüphesiz Kırşehir halay ve oyunlarının güzelliği yanında, bu halay ve oyunları ustaca çalan ve türkülerini başarıyla icra eden Çekiç Ali’nin bireysel katkısını göz ardı etmemek gerek.

Çekiç Ali, mektep medrese görmemiş, doğuştan getirdiği Allah vergisi sanatçılık yeteneğini uygun şartlarda ve ortamlarda geliştirerek kendi kendini yetiştirmiş “alaylı sanatçılar” kuşağına mensup bir sanatçıdır. Bu geleneğin diğer ustaları gibi o da içinde doğup büyüdüğü toplumu ve bu toplumun neşesini, hüznünü, ağıdını, oyununu, eğlencesini dile getirmiştir. Bunu da sanat yapmak için değil, çalıp okumayı tabii bir hayat tarzı olarak benimsediği için yapmıştır. Tabiilik (doğallık) ve kendiliğindenlik (spontane), Çekiç Ali’nin üslubunun en belirgin iki özelliği sayılabilir.

Çekiç Ali’nin hem sesinde, hem sazında öylesine kendine has bir renkle karşılaşırız ki, bu daha ilk müzik cümlesinde kendini hemen belli eder. Başta Muharrem Usta olmak üzere Hacı Taşan’ın, Neşet Ertaş’ın da okuduğu bazı türküleri ve havaları (Biter Kırşehir’in Gülleri Biter, Acem Kızı vb.) tamamen kendine has bir tavırla yorumlayarak, adeta okuduğu her eserin altına kolay kolay silinemeyecek güçlü bir imza atar.

Sazını sesine, sesini de sazına öylesine yakınlaştırır ki, sazla sesin birlikteliği ve iç içeliği oldukça etkileyici bir müzik dili ortaya çıkarır. Söyler gibi çalan, çalar gibi söyleyen bir üslup… Çekiç Ali bağlamayı Muharrem Ertaş ve Hacı Taşan’dan biraz farklı bir stilde ve karar sesini klavyedeki ikinci oktav “re perdesi” ne taşıyarak çalar. Muharrem Ertaş’ın sürekli, Hacı Taşan’ın ise zaman zaman yaptığı boş alt teli (la perdesi) karar sesi kabul eden icra şekli yerine ” re üzeri” icrayı tercih etmiştir. Neşet Ertaş’ın da -daha çok Bayram Aracı’dan hareketle- bu tarzı benimsemesi ile, “bozuk düzen bağlama” da (la-re-sol) “re üzeri” icra büyük bir yaygınlık kazanır. Yöre tavrının icrasına ve acilite göstermeye daha uygun gelebilecek bu tarz, aslında sanatçıya sunduğu ses alanı itibariyle öbürüne göre daha sınırlı imkanlara sahip olmasına rağmen, bugün yöre sanatçılarının bu tarz icrayı benimsemiş durumdalar.

Çekiç Ali’nin repertuarının önemli ölçüde anonim türkü ve ağıtlardan oluştuğunu görüyoruz. Sözleri kendisine ait hemen hemen hiçbir türküsü olmadığı gibi, kendisinin “havalandırdığı / müziklendirdiği” bir eseri de yoktur bilindiği kadarı ile. Bu tesbitin Muharrem Ertaş ve Hacı Taşan için de geçerli olduğunu söyleyelim. Aslında Neşet Ertaş bu alanda da bir çığır açarak klasik türkü ve bozlak formunda sayısız eserin söz ve müziklerine imza atmış bir sanatçıdır.

Çekiç Ali’nin okuduğu türkülerin bazıları (Acem Kızı, Aziziye gibi) yöre müzik kültürünün ağırlıklı karakteristik ezgileri olmakla beraber, çoğu da oyun türküleri ve oyun havalarından oluşmakta. Ağıtlar ise, yörede yaşanmış acılı, trajik olaylar üzerine söylenmiş anonim söz ve ezgilerin yanı sıra, en çok da Toklumenli Aşık Said’in (1835-1910) ve Aşık Said’in oğlu Aşık Seyfullah’ın (1896-1968) şiirleri üzerine söylenmiş ağıt / bozlaklardan ibaret. Kızılırmak, Doğar Yaz Ayları, Sarı Yazma Yakışmaz mı Güzele vb. bozlaklar bunlardan bazıları.

Muharrem Ertaş Okulu’nun üç önemli isimlerinden biri olan rahmetli Çekiç Ali’yi de böylesine derli toplu bir şekilde ilk defa müzik kamuoyuna takdim eden elinizdeki bu albüm ile, elbette başta büyük usta Muharrem Ertaş olmak üzere, “bozlak” geleneğinin çağımızdaki üç büyük ustasını ( Hacı Taşan, Çekiç Ali ve Neşet Ertaş) tüm Türk ve dünya müzikoloji ve etnomüzikoloji çevrelerine tanıtmış bulunuyoruz. Yalnız bir noktayı önemle vurgulamak isterim: Geleneksel kapalı toplum yapılarını mümkün olduğunca korumaya çalışarak herkesle dost ve kardeşce yaşamayı sürdüren ülkemizin çeşitli yörelerindeki abdal aşiretleri, müzik itibariyle öyle zengin bir potansiyele sahipler ki bu zenginliğin ülke müzik ve kültür birikimine mutlaka dahil edilmesi gerekiyor.

Bu sanatçılar, Orta Asya kökenli ozanlık / bahşılık geleneğinin -Anadolu topraklarındaki tarihi, sosyal ve kültürel ilişkilerin şekillendirdiği yeni tarz ve üsluplarıyla- çağımızdaki en özgün temsilcisidir aynı zamanda.

Bu ekolü günümüzde amatör ya da profesyonel olarak sürdüren o kadar çok sanatçı var ki, isimlerini altalta sıralamak bile sayfalar tutabilir. Tabi bu sanatçılardan yarınlara kimler kalacaktır, şimdiden söylemek mümkün değil. Ancak şu kadarını söyleyelim ; bu öylesine gür ve gümrah bir damar ki, her geçen gün biraz daha gelişip serpilerek Anadolu Türk Müzik Kültürü içindeki ağırlıklı yerini korumaya devam etmektedir. Elbette değişen ve artan dozlarda yozlaşmayı, dejenerasyonu ve başkalaşmayı da bünyesinde taşıyarak.

Bayram Bilge Tokel

Kaynaklık ettiği türkülerden bazıları:
Acem Gızı, İrafa Koydum Narı, Topak Daşın Kenarı, Çorabın Enine Bak, Yarin Yaylasına Seyrana Vardım…

Çekiç Ali ile ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz

Cumhur Avcil

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Cumhur Avcil

Cumhur Avcil

Cumhur Avcil – Davul

Bursa’da doğdu. Bursa Erkek Lisesi yıllarında müziğe ilgisi arttı ve davul çalmaya başladı. Lise yılları boyunca değişik gruplarla çalarak bir çok organizasyonda yer aldı. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümünü kazanarak Ankara’ya yerleşti. Bir sene sonra kendi stüdyosunu açarak, bir çok gruba eşlik etti ve müzik çalışmalarını sürdürdü. Bu yıllarda çeşitli rock festivallerinde ve barlarda ses teknisyeni olarak çalıştı. 2002 Kasım ayında Çilekeş’in kurulmasıyla grubun davulcusu oldu. 2004 yılında Psikolog unvanını alarak Ankara Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümünde yüksek lisans öğrenimine başladı.

Ciwan Haco ile ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz

Cüneyt Tek

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Cüneyt Tek

Cüneyt Tek

“2005 yılı bizim yılımız olacak” diyen ve çıkaracağımız her albüm Bu yıla damgasını vuracak diyen ünlü Müzik adamı “Şahin Özer”; çok kısa bir sürede Romantik Müzik’te 1 Numara olacak dediği “Cüneyt Tek” için çok iddialı konuşuyor.

Hazırlıkları yaklaşık 1.5 yıl süren albümün yapımcılığı ve prodüktörlüğü Şahin Özer , aranjörlüğünü ismi yine usta bir isim olan Suat Aydoğan’a ait. Toplam 12 eserin bulunduğu albümde 10 eserin sözü ve müziği Cüneyt Tek’e , 2 eserin sözü ve müziği ise Şahin Özer’e ait. Yıllardır Müzik sektörünün içinde olan Şahin Özer ilk defa söz ve müziği kendisine ait olan “Jandarma” ve “Ağaran Saçlar” isimli parçalarıyla da Cüneyt Tek’e destek olarak bu albümün iddiasını ortaya koymuştur.

Cüneyt Tek ile ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.