Aşkın Nur Yengi

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Aşkın Nur Yengi

Aşkın Nur Yengi (1971)

Tür :Pop Müzik
Doğum Yeri : İstanbul
Doğum Tarihi : 1971
Kişisel Bilgiler : İlkokulu Erenköy İlkokulu’nda bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’na girdi. Konservatuarda aynı zamanda viyolonsel eğitimi aldı. Yine de, viyolonselden önce, üfleyerek çaldığı şişe ile konuşuldu.

Kariyeri : Onno Tunç orkestrasında hafif müzikle tanıştı. 1986′da Eurovision Türkiye elemelerinde Harun Kolçak’la birlikte seslendirdiği ‘Haydi Söyle’ isimli şarkı ile profesyonelliğe ilk adımı attı. Bunu 1987 yılında Kuşadası Altın Güvercin Yarışmasında ‘Yeniden’ isimli parçayla aldığı birincilik takip etti. 1988´de Antalya Altın Portakal Müzik Yarışması’nda ‘Portakal Çiçeği’ isimli şarkı ona yeni bir birincilik getirdi. 1989′da da Uluslararası Çeşme Festivalinde ‘Artık Hiç Ağlama’ ile Türkiye´ye şampiyonluk kazandırdı. 1990 yılında ‘Sevgiliye’ adlı ilk kasetini yaptı. 1991 yılında ‘Hesap Ver’ adlı kasetini piyasaya çıkarttı, ikinci kasetinin satışları ise rekor düzeye ulaştı. Daha sonrasında yaptığı albümler de başarılı oldu.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Asu Maralman

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Asu Maralman

Asu Maralman ( 20.02.1948)

20 Şubat 1948 İstanbul-Bakırköy doğumlu olan ASU MARALMAN, çocuk yaşlarda evde piyano ve şan eğitimi ile müziğe başladı. 70′li yılların başında “Şimdi Sen Varsın Dünyamda” plağıyla ünlenen Nonna Bella’nın kız kardeşidir. 1961 yılında düzenlenen Caddebostan Ses Yarışması’nda birinci olur ve ablası gibi kendini müzik dünyasının içinde bulur. İtalyan Ticaret Lisesi’nde okurken gizli olarak çeşitli düğün salonlarında sahne çalışmaları yapar ve daha sonraları Uğurtan Günal, Önder Bali, Boğaziçi Orkestrası (Ersan Erdura ile birlikte) eşliğinde çeşitli yerlerde dans müziği yapar.

1968 yılına kadar yaptığı bu sahne çalışmalarına Silvia Bella adında çıktı. 1967 yılında Orhan Şevki ile evlenir ve kendi orkestralarında çalışmaya başlar. Evlendikten sonra “Asu Maralman” adı ile sahneye çıkmaya başlar. Orhan Şevki Orkestrası ile uzun süre Hilton Oteli’nde program yaparlar.

İlk plağı olan “Bir Görsem Ölmeden - Nerdesin” 1971 yılında Diskotür firmasından yayınlanır. Profesyonel olarak ilk defa 1973 yılında Zeki Müren desteğiyle Erenköy Lalezar Gazinosu’nda sahneye çıkar. 1974 yılında “Bir Ayrılık, Bir Yoksulluk, Bir Ölüm” adlı parça ile 1. Toplu İğne Beste Yarışmasında finale kalır ama dereceye giremez.

1977 yılında sözlerini Bülent Pozam’ın yazdığı Selmi Andak bestesi “Bal Gibi Olur” 45liği ile en büyük çıkışını yapar. Bu çıkışın arkasından gelen “Sabah Ola Hayrola” ve “Şarkılar Yazdım” 45likleri ile başarısını devam ettirir. 1980 yılında kendisinin finanse ettiği, ilk ve tek LP’si olan “Bağrı Yanık Dostlara” yayınlanır.

1983 yılında gazinolarda ve gece kulüplerinde yaptığı sahne çalışmalarını bırakır. 1986 yılında “Pop-Folk” adında, türkülerin aranje edildiği bir kaset çalışması yapar. 1987 yılında Amerika ve Kanada’da 1 yıl boyunca sahne çalışmalarında bulunur. 1989 yılından itibaren turistik tesislerde 12 dilden şarkılar söylediği programlara başlar.

1990 yılında Mehmet Oylumlu ile ikinci evliliğini yaptı. Halen eşiyle sahne ve beste çalışmaları yaparak müzik hayatına devam etmektedir. 2000 yılında Ada Müzik tarafından Eski 45′likler projesi dahilinde 45′liklerinden derlenen şarkılardan oluşan “BEST OF” albümü yayınlanmıştır.

Bal Gibi Olur
Kimine Hay Hay
Şarkılar Yazdım
Yollar

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Arif Sağ

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Arif Sağ

Arif Sağ ( 1945)

1945 yılında Erzurum’un Aşkale ilçesi Dağlı köyünde dünyaya gelen Sağ, küçük yaşlarından itibaren saz çalmaya başlar… İstanbul’a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti’nde Nida Tüfekçi’ nin öğrencisi olur. Müzikal altyapısını kısa zamanda oluşturmayı başarır. 1960 ve 70′li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. (Bu arayış bugünde devam etmekte…) Arif Sağ’ın , bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamalarına ağırlık verdiği söylenebilir. 60′lı yılların sonunda TRT Kurumuna (İstanbul Radyosu) bağlama sanatçısı olarak başladığı yıllarda Sağ’ın piyasadaki faaliyetleri de devam etmektedir. 45′lik plak dönemi olarak adlandırılan ve yaklaşık 20 yıl devam eden bu sürecin en parlak simalarındandır Arif Sağ… Çeşitli sanatçılara bağlamasıyla eşlik etmesinin yanında, - yine bu dönemde- bestelerini de pek çok sanatçıya okutur. Bununla birlikte kendi çalıp okuduğu plakları da vardır. Yapılan müzik bugünkü terminolojiyle bir tür arabesk- fantazi benzeridir; bestelerinde ise yerel motifleri ( yer yer pasajları) çok sık kullanır. Bu da onun halk müziğinden kopamadığı gerçeğinin bir başka göstergesidir.

1976 yılından itibaren Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda (İTÜ) öğretim görevlisi olarak çalışamaya başlayan Sağ, bu görevinden 1982 yılında ayrılarak özel çalışmalara ağırlık verdi. Bir çok ünlü sanatçıya kaset çalışmalarında yardımcı olur. Bu özelliğinin yanında 10′dan fazla kasette sanatçı olarak da ayrıca yer alır. “Muhabbet” serisi, “Resital 1 ve II”, “İnsan Olmaya Geldim”, “Halay”, “Duygular Dönüştü Söze” albümlerinden bazılarıdır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi halk sanatçılarının tümü anonim bir karakter taşır. Özellikle müzik alanında kişisel renklere ve üstün yeteneklere çok rastlanmasına rağmen, bağlama çalgısında bir ekol yaratan sanatçı sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. İşte bunlardan birisi ve -şimdilik - sonuncusu Arif Sağ’dır. Bağlamaya teknik bakımdan hakim olduğu kadar Arif Sağ’ın icrası yerel tavırlar, repertuar ve duygu bakımından da zenginliklerle doludur.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Aram Dikyan

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Aram Dikyan

HAKKINDA YAZILANLAR

‘Aram Dîkran’a Vefa borcu’/ Erdal Alıçpınar
Özgür Politika 8 Mart 2005

Kürt sanatçılardan, Kürt halkının mücadelesine emek veren ve geçtiğimiz yıl 50. sanat yılı kutlanan Ermeni asıllı “Aram Dîkran’a Vefa borcu”. Albüm, Kürt sanat camiasında bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Kürt sanatçılar, “Aram Dîkran’a Vefa borcu” adıyla başlattıkları albüm çalışmasını sonuçlandırdı.

Kürt sanatçılar, Kürt halkının verdiği mücadeleye yaptığı sanatsal çalışmalar ile katkıda bulunan Ermeni asıllı Aram Dîkran’a olan vefa borçlarını ödemek amacıyla başlattıkları 6 aylık müzik çalışmasını tamamladı. “Evîna Aram” adıyla Newroz’da çıkacak olan albümde, Aram Dîkran’a ait 260 besteden 14′ü, değişik Kürt sanatçısı tarafından seslendirildi. Projesini sanatçı Serhat’ın (ÇarNewa) ve müzik yönetmenliğini Mehmet Gül’ün (Memo) yaptığı albüm çalışması, aynı zamanda Kürt sanat camiasında bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Kürt sanatçılar, Kürt halkının mücadelesinde emeği olan böylesi değerli insanlara hayattayken kendi vefa borcunu ödemeleri gerektiğini belirtiyorlar.

Mîr ve Kom müziğin katkıları ile sonlandırılan çalışmada yer alan sanatçılar ve seslendirdikleri parçalar ise şöyle: Beser Şahîn (Ey Welato), Fate (Siya Dare), Rotinda (Yerîvan), Seyîtxan (Leylane), Gülîstan (Sebra Dila), Serhat-ÇarNewa (Yaramina Bedêw), Harun, Koma Rewşên (Hatîn), Dîyar (Leyla), Xelîl Xemgîn (Xemillî Zozan), Kawa (Zerîyamin), Delîl (Zar Buma), Şemdîn (Şeva Tarî), Xêro Abbas (Şev çû), Xemgîn Bîrhat (Gul Firoş)

Yaşamını Kürt müziğine adadı

“Aram Dîkran’a Vefa Borcu” adıyla yapılan çalışmada sesleri ve yorumları ile yer alan sanatçılar, Aram Dîkran’ın kendileri ve Kürt sanatı açışından hangi duyguları ifade ettiklerini gazetemize değerlendirdiler:

Xêro Abbas: Aram Dîkran’ın Kürtler için yaptıkları karşısında böyle bir çalışma azdır.

Böyle bir projeyi hazırlamak, çok iyi ve güzel bir adım. Aram Dîkran, tüm yaşamını Kürt müziğine adayan bir insan. Beni en çok sevindiren Aram hala yaşıyor ve müzik yapıyor. Kürtlerin, Aram Dîkran’ın hayatını belgeselleştirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Umarım aramızda yıllarca kalır ve Kürt sanatına hizmet eder.

Gülîstan: Kürt sanatının öncülerinden ve doğru anlamda emek veren bir sanatçı. Müzikte, birçok sanatçıda bazı yönler eksiktir. İyi söyler ama enstrümantalleri çalamaz ya da beste yapamaz. Oysa Aram Dîkran bir orkestra gibidir. Tek kişidir ama çok yönlüdür. Küçük yaştan itibaren bu yorum tarzıyla büyüdüm. Tabi şimdi onun parçalarını yorumlamak inanılmaz bir haz veriyor.

Dîyar: Kürt halkının değerli dostu, sanat çınarımız Aram Dîkran’ın 50. sanat yılını kutlamak için sanatçı arkadaşlarımla bu büyük ustanın eserlerini seslendirmekten büyük onur duyuyorum. Kendisini sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

‘Sanat ideollerimdendir’

Besêr Şahîn: Kürt müziğinin temel duygularından biri olan, Mamostê Aram adına yapılan albüm çalışmasında ben de, değerli hocamızın bir öğrencisi olarak, kendisinin çok sevdiğim bir eserini seslendiriyorum. Bir ömür boyu Kürt müziğine hizmet etmiş duygularımızı, sanatımızı yaşatmış değerli Aram hocamıza Kürt sanatçılarının sahip çıkması çok anlamlı bir projedir. Aram Dîkran, benim sanat ideollerimdendir. Aram Hocam’ı sahne yaşamımın bir parçası olarak hep yaşıyorum. Kürt toplumu ve Kürt kültürü kendisine minnettardır. Ve iyiki varsın diyorum.

Kawa: Annemin ve babamın severek dinlediği Aram Dîkran’ı, küçük yaştan itibaren severek ve büyük bir beğeni ile takip ediyor ve dinliyorum. Kürt müziğinde değerli eserler ile yaptığı katkılarla, Kürt sanat camiasında sanatçıların yetişmesinde esin kaynağı olmuştur. ‘Aram Dîkran’a Vefa Borcu’ adıyla yapılan bu projede benim de şarkı okumam önerisi geldiğinde çok sevindim. Onun bize kazandırdıkları elbetteki böylesi bir proje ile ödenemez. Önemli olan onun mirasını yaşatmak ve dahada ileri götürmek gerekir.

Şemdîn: Benim ve çevremizin sürekli Erivan radyosunda kendine has tarzıyla severek dinlediğimiz Aram Dîkran’ı ilkin 1989 yılında Heftêye Çanda Kurdistan ile Hollanda’da gördüm. Önceleri sesini Erivan radyosunda dinliyorduk. Fakat canlı gördüğümde çok sevindim. Aram Dîkran kendisi Ermeni halkından olduğu halde Kürt müziğine yeni bir tarz yeni bir stil katmıştır, nasıl ki M.Arif Cizrawi’nin tarzı Mehmet Şexo’nun tarzı varsa Arma Dîkran’ında kendine has tarzı vardır. Sade yumuşak ve dinlenebilir bir tarzdır. Aram Dîkran, Karapete Xaço, Dawide Xılo Pirani Gevork, bunların hepsinin Kürt müziğinde büyük katkıları vardır. Böyle bir albümde sanatçı arkadaşlarım ile Aramê Dîkran için okumam bana büyük sevinç ve moral vermiştir.

Seyîtxan: Arame Dîkran, 60′lı yıllardan sonra Kürtçe’nin Kurmancî lehçesiyle seslendirdiği ve kendi tarzıyla yeni Kürtçe halk şarkılarıyla Kürtler arasında tanınan ve sevilen Ermeni asıllı halk sanatçısıdır. Ermeni katliamı sonrası Aram ve babası, Kürt çevreleri ile içine girdiği iyi ilişkilerden ötürü melodi ve halk türkülerine olan ilgisiyle Kürtler arasında hem sevilir ve hem de özel bir konumdadır. Bu sevgiyi ve ilgiyi bıkmadan uzun bir solukla günümüze kadar şarkılarıyla karşılığını verir. Ben Arame Dîkrani ilk kez Erivan radyosunda dinledim. Sesinden ve berak Kurmancısından etkilendim. Bıkmadan eserlerini dinledim. Zamanla onun eserlerinden kendime özgü bulduklarımı sahnelerde seslendirdim. Arame Dîkran salt Kürt halk şarkılarını seslendirmedi. Aynı zamanda 20 yıllık Kürt mücadelesini eserlerine konu edindi. Kürtlerin ve sevenlerin gönlünde taht kurmuş bir halk sanatçısıdır.

‘Tüm zamanlarda güncelliğini korudu’

Memo: Öncelikle şunu belirtmeliyim, Aram Dîkran gibi ki kendisi Ermeni olduğu halde yaşamını Kürt müziğine adayan bir sanatçıya bir albümle elbette vefa borcumuzu ödeyemeyiz. Ama bu albümle azda olsa ona olan saygımızı iletmeye çalıştık. Ben Aram Dîkran’ın son iki albümünü de yönettim, ama bu projenin yeri çok farklı benim yanımda. Onun tüm şarkıları tüm zamanlarda güncelliğini korudu ve koruyacaktır. Tüm içtenliğimle söylüyorum, bu albümde var olmak bana büyük heyecan verdi. Umarım Kürt sanatına emek vermiş tüm sanatçılar zamanında hatırlanılır.

X.Xemgîn: Aram Dîkran’ın Kürt sanatındaki yerini bir çınar ağacına benzetiyorum. Aram yaşamda saygıyla örnek gösterilecek biridir. Bu nedenle Aram stranları ve folklorün ustası ve aşk şarkısıdır. Aram’ın türküsünü Aram’a okuduğum için kendimi çok mutlu hissediyorum. Onun işlediği tema onu bizde yaşatacaktır.

Rotînda: Aram Dîkran bir ekol ve Kürt müziği için de, Kaniya stranan diyebiliriz. Aram Dîkran, binlerce yıldır kardeşçe yaşayan Ermeni ve Kürtler arasında nadide bir sanat köprüsü gibidir. Böylesi bir çalışma sanat ve Kürt müziğinin arşivi adına çok yerinde ve de anlamlıdır. Bu bir ilktir ama devamı gelecek, bu anlamda böyle bir çalışmada yer almak benim için de sevindiricidir. İnanıyorum ki halkımız bu çalışmaya gereken önem ve değeri verecektir.

Delîl: Bu projede yer almam benim için onur verici. Kürt müziğine ve kültürüne büyük katkısı olan Aram Dîkran için ne yapsak az. Vefa borcumuzu ödememiz mümkün değil. Bir de ilk defa bizim camiada bir sanatçı hayattayken böylesi bir projeyle onurlandırılıyor. Buda herkese nasip olmaz. Benim için Arame Dîkran, Kürt ve Ermeni halkının kardeşliğinin simgesidir.

‘Kürt müziğinin tuzu biberidir’

Serhat (ÇarNewa): Bu çalışmanın sadece müzikal bir çerçevede düşünülmüş bir proje olmadığı belirtemek lazım. Aram Dîkran bu topraklarda yaşayıp oradaki kültürü birikimi şarkılarına yansıtmış. Onları değiştirip yok saymak yerine bu topraklarda yaşayan hakların kültürel zenginliğine bir miras olarak alıp günümüze bütün güzelliği ile taşımış ender sanatçılardan biridir. Bu projeyi onun Kürt müziğine olan katkılarını düşündüğüzde küçük bir başlangıç olarak kabul etmek gerekiyor.

X.Bîrhat: Aram Dîkran’ın tarzı, sesi kullandığı enstürmanteli Kürt müziğinde ayrı bir yeri var. Kürt müziğinin tuzu biberidir. Aram Dîkran, çocukluğumda Erivan radyosunda dinlediğim o melodiler ile büyüdük. Yaşamımda ve sanatsal hayatımda ilgi ile takip ettiğim bir sanatçıdır. Böyle bir yapıtta yer almaktan dolayı kendimi şanslı görüyorum.

Fatê: Çocukluğumda hep anlatılırdı, Ermeni katliamının nasıl yapıldığı. Aram Dîkran Ermeni halkından olmasına rağmen Kürt sanatı ve halkı için hizmet verdi. Hiç bir sanatçının yapamadığını yapan Aram Dîkran, benim sanatsal yaşamımda özel bir yeri var. Bu kasette okuduğum parçayı ilk kasetimde de okumuştum. Böylesi bir çalışmada yer almak gurur vericidir benim için.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Altay

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Altay

Altay

1970 Rize doğumlu. Yirmi kişilik bir ailenin çocuğu olan Altay İlk ve orta okulu Zeytinburnu Meslek Lisesi Elektrik Bölümü’nde okudu. Daha sonra İTÜ Gemi makineleri mühendisliğini kazandı,ama gitmedi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü’nü de yarım bırakan Altay 1987-88 yılında konservatuara girdi. 6 yıl konservatuar eğitimi aldı.. İşi ve okulu bir arada yürütemediği için okulu bıraktı.

Altay kişiliğine ve yaşam felsefesine uygun bulduğu operaya maddi şartlardan dolayı gidemedi. Kendisi tüm ailesinin sorumluluğunu yüklenmişti. Müziğe olan eğilimi ise ağabeyine alınan saz ile başlayıp, kendisine ve yeteneğine güvendiği için başarıya ulaşacağından kuşku duymamıştı. Kendisini ilk olarak “Var ya” adlı bestesi ile tanıttı. Yüzlerce bestesi olan Altay ilk albümü “Yok ya” yı geçtiğimiz aylarda piyasaya çıkardı Daha çok, insanlara bire bir ulaşıp duygularını sözüyle müziğiyle ifade ettiğini ve bu albümle de amacına ulaştığını söyleyen Altay için müzikle uğraşmak bir yaşam biçimi…

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır.  İyi eğlenceler dileriz.