Alaattin Yavaşça

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Alaattin Yavaşça

Alaattin Yavaşça

1 Mart 1926′da Kilis’te doğdu. Babası Kilis’li Şair Yavaşça Zâda Sezâi Efendi’nin oğlu Hacı Cemil Efendi, annesi Kınoğlu Kadri Efendi’nin kızı Enver hanımdır.

Kilis Kemaliye İlkokulu ve Kilis Ortaokulunu bitirdikten sonra lise birinci sınıfı yatılı olarak Konya Lisesi’nde başlayıp, 2 ve 3. Sınıfları İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamlayıp 1945′de mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’ne giriş imtihanını kazanarak Tıp Fakültesine başladı.

1951 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Yavaşça, İstanbul Üniversitesi 1. Kadın Doğum Kliniğinde, Ord. Prof. Dr. Tevfik Remzi Kazancıgil’in yanında Haseki Hastanesinde ihtisasını yaptı ve 1955 yılında Kadın-Doğum Mütahassısı oldu. Askeri hizmetini Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi’nde yapan Yavaşça, sırasıyla, Zeyneb Kâmil Doğumevi, Taksim İlk Yardım Hastanesi, Şişli Etfal Hastanesi’nde Başasistanlık ve Şef Muavinliği görevlerini yapmış, 1969 yılında açılan Vakıf Gureba Hastanesi Şeflik imtihanına girmiş, imtihanı kazanıp o tarihten 1976 yılına kadar adı geçen Hastanede Kadın-Doğum Kliniği Şefliği yaparak, bu hastanede olmayan Doğum Bölümünü kurmuştur. 1976 yılında da, boşalmış olan Haseki Hastanesi Kadın-Doğum Kliniği Şefliğine naklen atanmıştır. Bu süreler içinde birçok Kadın-Doğum Mütehassısları yetiştirmiştir. 1985 yılı 1 Ekim tarihinde aynı hastanenin Başhekimi olmuştur.

Dr. Yavaşça 1980 yılında Birleşik Amerika Baltimor şehrindeki Johns Hopkins Üniversitesi Hastanesi’nde “İdarecilik ve Aile Plânlama Kurslarını” bitirmiştir.

Dr. Yavaşça’nın mesleki hayatı esnasında Tıp Dünyası, Şişli Hastanesi Bülteni, Zeynep Kâmil Hastanesi Bülteni, Vakıf Gureba Bülteni, Haseki Tıp Bülteni, Sağlık Bakanlığı Bülteninde yayınlanmış 54 bilimsel neşriyatı bulunmaktadır. Birçok Ulusal ve Uluslararası sempozyumlara katılmış ve bildiriler sunmuştur.

Dr. Alâeddin Yavaşça’nın mûsiki hayatı, doğduğu ve âilece bağlı bulunduğu Kilis’te küçük yaşlarda başlamış, daha 8 yaşındayken o sıralarda Ortaokulda hoca olan Zihni Çelikalp’ten Batı Mûsikisi keman dersleri almış, İstanbul’a gittikten sonra, Saadeddin Kaynak, Münir Nureddin Selçuk, Dr. Subhi Ezgi, Hüseyin Sâdeddin Arel, Zeki Arif Ataergin, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Mes’ud Cemil, Ekrem Karadeniz, Süleyman Erguner, Dr. Selahâddin Tanur gibi üstadlardan istifadeler sağlamış, İstanbul Belediye Konservatuarı, İleri Türk Mûsikisi Konservatuarı, İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve mûsiki bilgisini geliştirdikten sonra 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosunda solist icracı olmuş, zamanla Türkiye Radyolarında ve TRT Bünyesinde Danışma, Denetleme ve Repertuar Kurullarında önemli görevler almış. 1967′den bu yana solistliği yanında Koro Yöneticiliği de yapmıştır. Ayrıca belirli zaman aralıklarıyla Türkiye Radyolarına alınan stajyerlerin hocalığını yapmış ve onların san’atçı olmalarını sağlamıştır. Halen Solist ve İstanbul Radyosu Klâsik Türk Mûsikisi Erkekler Korosu’nun şefi olarak icracılığa devam ederken, TRT Repertuar Kurulu Başkanlığını da sürdürmektedir. Bu faaliyetlerinin dışında Milli Eğitim Bakanlığının “Türk Mûsikisi İnceleme Kurulunda, ve Devlet Plânlama’nın 5. Beş yıllık Türk Musikisi Eğitimi Komisyonunda üyelik hizmeti vermiştir.

Dr. Alâeddin Yavaşça, Türk mûsikisinde Devlete Bağlı ilk Konservatuarın kurucuları arasında yer almış, 1976′dan itibaren Türk Mûsikisi Devlet Konservatuarının Yönetim Kurulunda ve Öğretim Kadrosunda çalışmıştır. Konservatuar YÖK yasasıyla İstanbul Teknik Üniversitesine bağlandıktan sonra, teşkil edilen “Danışma Biriminde” yer almıştır.

Dr. Alâeddin Yavaşça, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) Başkanlığının 19/03/1990 tarihli yazısıyla İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Mûsikisi Devlet Konservatuarı Profesörlüğüne atanmış olup, sözü geçen konservatuarın Ses Eğitimi Bölüm Başkanlığı’nı sürdürmüştür.

Dr. Alâeddin Yavaşça’nın icracılığı yanında 470 civarında Beste Simâi, Şarkı, Çeşitli Saz Eserleri (Peşrev, Saz Semai, Methal, Etüd), dini sahada da Mevlevi Ayini Çocuk Şarkısı Marş ve İlâhi formunda besteleri vardır. Bestelerinin birçoğu radyo repertuarında yer almış, plâk ve kasetlere okunmuştur.

- Ümitsiz bir aşka düştüm
- Ne günah etse açılmaz iki gönlüm arası
- Nerde o günler nerde
- Kız sen ne güzelsin sana gençler tapacaklar
- Boğaziçi sen gönüller yatağ
- Gönlümü aldın güzel
- Ağlar Gezerim Sahili
- Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
- Kimseyi böyle perişan etme Allahım yeter
- Rûhum su gelen yılda bile mâziyi andı
- Şen gözlerinle yüzüme bir baktın
- Sarı mimozamsın sen benim
- Gülen gözlerinin mânası derin
- Kimdir bu kadın saçları ak beni sararmış
- Saçlarını yüzüne dökerek
- Gölümün bülbülüsün aşk bahçemin gülüsün
- Mavi gök mavi deniz
- Ne bildin kıymetin, ne bildin kıymetim
- Geçmesin günümüz sevgilim yasla
- Bu şarkı sana ait sevgili dinle
- Senden uzak günlerim zindan oluyor
- Şimdi bahara erdim
- Sevgi deli gönülden gönüle bir akıştır
- Bana nasıl vazgeç dersin, bir garip âşığım ben (güneşin kavurduğu)
- Gözlerini gördüğüm an
- Bu tatsız akşam saatinde (hatıralar)

v.b. tanınan şarkılardan bazılarıdır.

Dr. Alâeddin Yavaşça, 1950′li yıllardan bu yana yurtiçi ve yurtdışı birçok konserler vermiş olup her yıl İstanbul Sanat Festivali Programlarında da muntazaman yer almakta ve konserler vermektedir. Yurtdışı verdiği konserler arasında iki defa Amerika Birleşik Devletleri’ne bazı kuruluşlarca davet edilmiş, bu iki davette 5 konser vermiştir. Bir kere de BBC’nin 1988′de Londra’da Quean Elizabeth Hall’de tertiplediği “Mûsiki Festivali”ne davet edilmiş, orada 3 konser vermiştir. Ayrıca Berlin’de, Köln’de, Hamburg’ta ve Aachen’da müteaddit konserler vermiştir.

Dr. Alâeddin Yavaşça’nın bir Uzun Çaları (L.P.) 25 adet 78′lik taş plağı, 15 adet 45′lik plağı mevcuttur. Cinuçen Tanrıkorur’la beraber yaptığı CD’ler, Yapı Kredi Bankasının Kültür Bölümünün çıkarttığı solo ve yönettiği korolara ait CD’leri vardır.

DR.ALÂEDDİN YAVAŞÇA’NIN ALDIĞI ÖDÜLLER

1. Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi Hizmet Karşılığı 04/05/1973
2. Pamukkale Altın Horoz Beste yarışmasında Altın Horoz 21/06/1973
3. Milliyet Gazetesi Beste Yarışması “Ağlar Gezerim” 1974
4. Ankara Jinekoloji Derneği (ihtisasta 25 Yılı Doldurma nedeniyle)
5. Yıldız Üniversitesi San’at Bayramı Münasebetiyle 1980
(Sempozyumdaki Bildiri için) 1983
6. Ehl-i Kur’an Cemiyeti yararına verilen Konser dolayısıyla 1984
7. Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi
(6.5 Yıllık Hizmet Karşılığı) 1985
8. Konya Selçuk Üniversitesi Sempozyum Bildirisi
(Konu: Türk Mûsikisi) 1986
9. Bakırköy Meslek Lisesi (Konferans Dolayısıyla) 23/05/1987
10. TRT’ye yapmış olduğu 37 yıllık hizmet karşılığı 17/01/1987
11. Konya Selçuk Üniversitesi (Musikiye Katkıdan Dolayı) 03/05/1987
12. Boğaziçi Mûsîki Vakfı Şeref Kurulu Üyesi Olarak 19/12/1987
13. İzmir Tabibler Odası Hizmet Karşılığı 02/03/1988
14. Bursa Mûsîki Cemiyeti tarafından 1990
15. İTÜ. Türk Mûsîkisi Devlet Konservatuarı
(1975- 1990 Kurucu üye olmak nedeniyle) 1990
16. Milliyet Gazetesi Sevilen Şarkılar Yarışması (Bir Garip Aşığım Ben) 1990
17. Haseki Hastanesi Başhekimlik Hizmeti nedeniyle 1990
18. Siirt İli Kültür Derneği Siirt Valisi Eliyle 1990
Veysel Karani Beste Ödülü 24/05/1990
19. Samsun Mûsîki Cemiyeti (Mûsîkiye Hizmet) 17/11/1990
20. Bursa Belediyesi Konservatuarı (Mûsîkiye Hizmet) 1990
21. Kilis Belediyesi (Bir Park’a isminin verilmesi) 1990
Dr. Alâeddin Yavaşça Yök tarafından İ.T.Ü. TSM.
Devlet Konservatuarına Profesörlüğe atandı.
Bunlar dışında, çeşitli Lions ve Lioness Dernekleriyle,
Rotary Kulüplerinde, Türk- Alman Dostluk Derneğinde,
Türk- Amerikan Üniversiteliler Derneğinin yapmış olduğu
Konuşmalardan aldığı ödüller, vb… 1990

Yavaşça, 10 Ekim 1991′de Devlet Sanatçısı olarak ödüllendirildi. 1990′DAN İTİBAREN ALDIĞI ÖDÜLLER

22. Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğünce Fahri Doktora 26/05/1992
23. Samsun Kültür ve San’at Derneği onur üyeliği 1992
24. Türk Hekimleri Dayanışma Vakfı Katkı Ödülü 1992
25. Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Koruma ve
Yaşatma Derneği, Katkı Ödülü 1993
26. TRT Genel Müdürlüğü, Türk Müziğine Katkı ve Hizmet Ödülü
27. Kilis Eğitim Vakfı, Üstün Hizmet ve Yardım Ödülü 1994
28. Mersin Bahçelievler Mûsîki Derneği Onur Üyeliği 1994
29. Cerrahpaşa Tıp Fak. Türk Mûsîkisi Korosu Hizmet ve
Şükran Ödülü 1994
30. Aachen, Türk- Alman Dostluk Cemiyeti Onur Belgesi 1994
31. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hizmet Belgesi 1995
32. Hacettepe Üniversitesi Gönül Dostları Kulübü
Hizmet ve Onur Ödülü 1995
33. İstanbul Erkek Lisesi Mezuniyeti 50. Yıl Ödülü 1995
34. Kilis Kültür Derneği Genel Merkezi (Ankara) Onur Üyeliği 1995
35. Eskişehir Halk Eğit. Merk. TSM. Korosu Şükran ve Onur Üyeliği 1995
36. Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Derneği Katkı ve Onur Ödülü 1995
37. Hacettepe Üniversitesi Takdir ve Şükran Ödülü 1996
38. Hacettepe Üni. Dede Efendi’nin 150. Ölüm Yıldönümü münasebetiyle
yapılan müzikli söyleşiye katkı ve şükran ödülü 1996
39. İskenderun Mûsîki Derneği Katkı ve Onur Ödülü 1997
40. Lions Derneği Katkı ve Onur Ödülü 1997
41. Malatya Mûsîki Cemiyeti (İlgi ve Katkı Ödülü) 1997
42. Dede Efendi’nin 150′nci ölüm yıldönümü münasebetiyle Samanyolu
TV’den naklen verilen konser için ödül 1997
43. YOYAV “Yoksullara Yardım Vakfı” (Kilisteki Baba Evini
yoksul çocukların yetiştirilmesi için Vakfa hibe etmesi dolayısıyla) 1997
44. MÜZDAK “Hayat Boyu Başarı Ödülü” 1997
45. İstanbul Musiki ve Kültür Derneği “Üstün Hizmet Ödülü” 1998
46. Kartal Belediyesi “Türk Kültürüne Hizmet ve Katkı Ödülü” 1998
47. Konya Valiliği ve Selçuk Üni. Rektörlüğü “Cumhuriyetin 75. Yılı
münasebetiyle 1998 Türk Müziği Etkinliklerine Katkıdan” 1998
48. YOYAV Hizmetlerime Katkıdan 1998
49. Türk Mûsikisi Vakfı “Türk Musikisine 50 yılı aşan Hizmet ve Katkı” 1998
50. YOYAV için bestelediğim marş dolayısıyla ödül 1998
51. Cumhuriyetin 5′inci yılı dolayısıyla Cumhuriyetle yetişen ve
besteleriyle Türk Kültürüne hizmetten dolayı Balıkesir Vilayetince
verilen ödül 1998
52. Kilis iline sosyal ve Kültürel kalkınması yolunda katkıdan dolayı
Kilis Valiliğince verilen ödül 1998
53. Kilis Vakfına gösterilen ilgiden dolayı Kilis Vakfı Başkanlığı’nın
verdiği ödül. 1998
54. SAMDER “Sağlık Mensupları Derneği” “Hizmet Ödülü” 1999
55. Kayseri Erciyes Üniv. Rektörlüğünce verilen San’ata Hizmet Plâketi 1999
56. Nazilli Belediyesi “Türk Musikisine Hizmet Ödülü” 1999
57. Samsun Valiliği Türk Mûsikisi
58. Lions İnternasyonal “Türk Kültür ve Üstün Hizmet Ödülü” 1999
59. Türk Tabipler Odasından (Tıp Fakültesinden Mezuniyetimin
50. Yılı münasebetiyle) 1999
60. Kıbrıs Girne Belediyesi “Türk Sanat Musikisine Hizmet Ödülü 2000
61. Mersin Rotarien’lerden “Türk Kültürüne Hizmet Ödülü” 2001
62. Gaziantep Üniversitesi’nden “Türk Musikisine Hizmet Ödülü” 2001
63. Kilis Üniversitesi Temel Atmaya Katkıdan dolayı “Kilis Belediye
Başkanlığından” 2001
64. Kilis Üniversitesi Temel Atmaya Kuruluşuna katkı “Kilis Valiliğinden” 2001
65. Fevziye Mektepleri Vakfı, Okul Aile Birliği Ödülü 2001
66. Türk Edebiyat Vakfı’ndan “Türk Kültürüne Katkı Ödülü” 2001
67. Beşiktaş Musiki Derneği “Yavaşça Gecesi” “Vesile Ödülü” 2001
68. Girne Belediyesi’nden “Unutulmayan Bestekârlar Anısı Ödülü” 2001
69. Kültür Bakanlığı “Konya Kült. Ve Turizm Derneği”nden Ödülü” 2001
70. Gaziantep Türk Mûsikisi Derneğine Onursal Üyelik 2001
71. TKHV- Türk Kültürüne Hizmet Ödülü 2001

Ajda Pekkan

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Ajda Pekkan

AJDA PEKKAN
Pop Müzik
Doğum Yeri : İstanbul
Doğum Tarihi : 1946
Kişisel Bilgiler : Babası Subay, annesi ev hanımıydı. Çok ‘sosyal ve modern’ bir çevrede yetişti. Çocukluğu babasının işi dolayısıyla Gölcük´te geçti.
Kariyeri : 1963 yılında Ses dergisinin açmış olduğu artist yarışmasına katıldı ve birinci oldu. Hemen ilk filmini çevirdi. Sanat hayatı boyunca birçok filmde rol aldı. Bunların en bilinenlerinden birisi de ´Abidik Gubidik´ti. Bu filmde Öztürk Serengil ve Aysel Tanju ile rol aldı. 1970´lerde müzik piyasasına adım attı. 1975-76´lı yıllarda sözlerini Fikret Şeneş´in yazdığı aranjörlüğünü Noray Demirci´nin yaptığı ´Hoş Gör Sen´, 1977 yılında seslendirdiği Fransızca parça ‘Viens Dans Ma Vie’ filmlerde yer almıştır.
Artık Türkiye´nin tanıdığı biriydi. Türkiye´de estetik ameliyatı konusunda bir ilk oldu. Türk popunun ilk aşaması diyebileceğimiz ´aranjman´ modasının ilk ürünlerini verenlerden oldu.

1973 yılında Avrupa´nın ünlü müzikholü ´Olympia´da verdiği konserle hem dış dünyaya açıldı.Türkiye’nin mutlu azınlığı ona ´Superstar´ ünvanını verdi. 7 yıl kadar Fransa´da kaldıktan sonra ülkesine döndü. Ülkü Aker ve Fikret Şenes gibi söz yazarlarıyla çalıştı.

Aman Petroil
1980 yılında Türkçe sözlerini Şanar Yurdatapan ve müziğini Atilla Özdemiroğlu nun yaptığı Petroil adlı parçasıyla eurovision da ülkemizi temsil etmiştir. Müzik yelpazesini genişleten Pekkan, Jazz türüne eğildi ve Amerikalı ünlü bir sanatçıyla konser verdi. Bu konserde ona vokalist olarak Mazhar-Fuat-Özkan eşlik etti. 90´lı yıllarda her sene bir albüm çıkardı. En son ´The Best Of Ajda´ adlı bir albüm yayınladı.

Hakkında yazılanlar
1.Profili Olmayan Kadın Bir Süperstar’ın Yaşamından Pınar Çekirge, Nuh Köklü Cep Kitapları / Anlatı Dizisi

“Bir toplumun sürekli idolü olmak, güzelliği temsil etmek, kusurlarını yok edip, varolmayan güzellikleri de güzelliğine eklemek… Sanki neredeyse yeni bir yaratık yaratmak… Ama o, tüm bu çabaya, belki sanıldığı kadar bencil olmayan bir amaç uğruna girişmişti. Koca bir topluma sürekli bir güzellik duygusu vermek, kendinden emin bir kadının zamana meydan okuyuşunu simgelemek… -Atilla Dorsay, Ajda’nın Yüzü- Ajda, bir simgeydi… bir efsane. Eskimekten korkan, konuşurken… Fransızca ve İngilizce sözcüklere sığınan, kaliteli hayatı… first class uçmayı, hayvanları seven… Kendi deyişiyle “ekstrem tenakuzlar içinde” yaşayan bir “süperstar”.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Ahmet Poyrazoğlu

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Ahmet Poyrazoğlu

HAKKINDA YAZILANLAR

Aşık dayanışması!
Vakit 26 Haziran 2005

Ülkemizde halk ozanları hep atışmalarıyla bilinir. Herhangi bir etkinlikte bir araya gelen aşıklar, kırıp dökmeden birbirlerine laf yetiştirirler. Atışmalarıyla ünlü ozanlar dün bir dayanışma örneği sergilediler.
İstanbul Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aşık Ahmet Poyrazoğlu’nun gecesine katılan ozanlar, arkadaşları için sazlarının tellerine vurup en güzel türkülerini okudular. Önceki akşam Zeytinburnu Öğretmenevi’ndeki programa katılan Hilmi Şahballı, Orhan Üstündağ, Mürsel Sinan, Maksut Feryadi, Aşık Fikret Ünal ve İsmail Azeri birbirleriyle atışmadılar. Aşık Fikret Ünal’ın tüm meydan okumalarına rağmen, diğer aşıklar “Bu bir dayanışma gecesidir” diyerek birlikte sahneye bile çıkmadılar. Her ozan tek tek sahneye çıkarak, arkadaşları Ahmet Poyrazoğlu’nun gecesini renklendirmeye özen gösterdi. Aşıkların dayanışma örneği salonda büyük takdir topladı.
Ercişli Ozan Ahmet Poyrazoğlu’nun sanattaki 30. yıl kutlamasına ozan arkadaşlarının yanı sıra sanatçı Celal Yarıcı, Mehmet Ündül, Osman Gümüş, Cahit Özdağlar ve Maraşlı Tacim ile Van iline ait dernek yöneticileri katıldı. Konuşma yapan sanatçı ve dernek yöneticileri Ahmet Poyrazoğlu’nun kişiliği ve sanatına olan sevgisini dile getirdiler. Milli ve manevi değerlere saygınlığı ile dikkatleri üzerine çeken Ahmet Poyrazoğlu ise kendisini yalnız bırakmayan tüm dostlarına teşekkür etti. Aşıkların sıkıntılarının çözümü konusunda devletin de destek vermesi gerektiğini belirten Poyrazoğlu, ozan dayanışmasından gurur duyduğunu söyledi.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Ahmet Kaya

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Ahmet Kaya

AHMET KAYA (Malatya, 1957 - Paris, 16 Kasım 2000)

Dibine vurmuş gecelerden geldim… Yalanım yok… Bir cebimde küfür, bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepinizin gurbetindeyim şimdi… Eyvallah!..

Ahmet Kaya, Malatya’da beş çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 1957 yılında dünyaya geldi. Mensucat işçisi bir baba, çocuklarını yetiştirmekle yükümlü bir anne ve diğer dört kardeşle birlikte geçen çocukluk… Babası, neredeyse onun boyu kadar olan bir bağlama ile eve geldiğinde mutluluğun bu olduğunu düşünür. Dokuz yaşındadır daha. 24 Temmuz İşçi Bayramı’nda sahneye çıkarırlar onu, bir daha unutmaz bunu…
Yaz tatillerinde, ya plakçıda ya da tanıdıkların minibüsünde çalışır. ‘Başar ağabey’yi tutuklanınca Ahmet, küçük bağlaması ile ilk bestesini yapar: “Bir Wolksvagen alacağım, Adını ‘Başar’ koyacağım” der… Ruhi Su’nun plaklarını satın alan Ahmet Kaya, bol paçalı pantolonlar giyen uzun saçlı 68′lilerden etkilenen gençir artık…
Mensucat fabrikasından emekli olan babası, daha iyi bir yaşam için İstanbul’a göç eder. İstanbul/Kocamustafapaşa’ya yerleşirler. Ahmet Kaya’nın ilk izlenimi korkudur.

Ahmet Kaya, ortaöğrenimini tamamlamaya çalışırken yetmişli yılların toplumsal çatışmalarının farkına varmardı. Ora’dan gelmiş olmanın farklılığını, bu yeni kültür ve yaşam biçimi ile içiçe yaşar. Türküler, devrimci marşlar, Ruhi Su ve Zülfü Livaneli’den müzikal anlamda etkilendiğini inkar etmez, ama kedi sesini arar. Bütün boş zamanlarda bağlama çalıp şarkılar söyler. İlk bestelerini bugünlerde yapar. Boğaziçi Üniversitesi’nde bir panelede Ruhi Su’yla karşılaşır. Ustayı çok sevse de yetmeyen birşeyler vardır Ahmet Kaya için, bunu ifade etmeye çalışır Ruhi Su’ya. Ruhi Su’nun ‘Mahsus Mahal’ türküsünü kendince yorumlar O’na. Bağlamanın sapını tutan Ruhi Su, ‘Böyle bağlama çalınmaz!’ der. Oysa Ahmet Kaya asi. Farklı birşeyler yapmak ve kendini aramaktadır. Yıllar sonra verdiği ilk resitalin afine ‘Bağlama Böyle De Çalınır’ ‘i spota çıkaracaktı.

Seksenli yılların başı talihsizliklerle geçer. Evliliği biter, bebeği ondan ayrı büyümeyecektir ve çok zordur. Bu dönem bestelerinin olgunlaştığı dönemleridir bu yıllar. Sadece müzikle kendini ifade eden Ahmet Kaya, 1985 yılına geldiğinde kararını verir. ‘Zamanıdır’ deyip, oltuğunun altında şarkılarını alıp, Unkapanı’nın yolunu tutar. Dinleyenlerin hiçbir kategoriye koyamadığı bu müziğe kimse yüz vermez. Sonraki günlerde arkadaş yardımları ve kendi olanakları ile ilk albümünü yapar. Ama hemen toplatılır. Yapılan itiraz sonuç verir. Olay gazetelere yansır, Ahmet Kaya’nın ‘Ağlama Bebeğim’ adlı albümü Danıştay kararıyla serbestir artık!’

Bu arada. Üniversite öğrencileri, dar gelirliler, 12 Eylül darbesinden nasibini almış-çeşitli kesimlerden tutuklu yakınları, Türkiye’de demokrasiyi yeniden inşa etmeye kararlı kitle örgütleri, sivil toplum kuruluşları Ahmet Kaya’nın dinleyici profilini oluşturur.

Kısa bir süre sonra ikinci albümü “Acılara Tutunmak” ı yapar. Ahmet Kaya, edindiği toplumsal, siyasal duyarlılıkla üretim yapmaktadır, peşpeşe albümler çıkarmaktadır.
Üçüncü albümü O sıralar tutuklu olan ve idamla yargılanan Nevzat Çelik’in ‘Şafak Türküsü’ şiirini besteler, aynı zamanda albümün de adıdır ‘Şafak Türküsü’. Üllkenin gündemindeki idam cezaları ve hapishanelerde bulunan binlerce insanın ve onların ailelerinin içinde bulunduğu durumu şarkılaştırmıştır…
‘An Gelir’ isimli dördüncü albümünde Atilla İlhan, Hasan Hüseyin ve Ülkü Tamer’in şiirlerini besteleyen Ahmet Kaya, yeni arayışlar içerisine girmiş, besteciliği ile ilgili kendisini epeyce geliştirmiştir. İlk üç albümde aranjör olarak kendi çabalarının yanı sıra Sezer Bağcan, Oğuz Abadan gibi isimlerle çalışan Ahmet Kaya, dördüncü albümde Osman İşmen ile çalışmaya başlar ve bu beraberlik uzun yıllar sürer…

Beşinci albümünde ünlü şairlerin yanı sıra yeni bir isimle, Yusuf Hayaloğlu’yla çalışmaya başladı. Hayaloğlu’yla beraberlik, Ahmet Kaya müziğinde uzun ve verimli bir çalışmanın başlangıcını oluşturur. ‘Yorgun Demokrat’ isimli bu albüm, gerek dönemi gerekse içeriği bakımından yine Türkiye’nin toplumsal gidişatına denk düşmüş ve 12 Eylül döneminin etkisini üzerinden atmaya çalışan milyonlarca demokratın durumunu dile getirmiştir.

Albüm çalışmalarına paralel olarak halk konserleri de yapar Ahmet Kaya. Gösterilen ilgi, katılım ve çoşkuya rağmen, ülkenin birçok yerinde ’sakıncalı’ bir şarkıcıdır artık O. Dinleyicisiyle buluşamamak onu üzmektedir…
Konserde kendisine bağlamasıyla eşlik eden Ahmet Koç’la altıncı albümü olan ‘Sevgi Duvarı” nın hazırlıklarına başlar. Can Yücel’in aynı isimli şiirini bestelemiş olan Ahmet Kaya, bu albümü ‘vazgeçilmezlerim’ dediği Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’siz hazırlar ve bu arada ‘Resitaller’ adını verdiği albümde canlı konser kayıtlarını toplar. ‘İyimser Bir Gül’ adını taşıyan yedinci albümü, Türkiye doksanlı yıllara adımını atmış, Ahmet Kaya gündemi ile ülke gündemi yine örtüşmüştür. Yeniden Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’ le çalışmaya başlar. Albümün adı ‘Başkaldırıyorum’dur.

Olgunluk çağında ülkesinin içinde bulunduğu olumsuzluklara, mevcut gidişata ve sistemin hoşnut olmadığı her yanına şarkılarla müdahale etmeye çalışan bir ‘muhalif’tir artık…
Başı, zaman zaman derde girer, birçok yerde konser verememenin yanı sıra albümleri ’sakıncalı’ bulunup kısmen de olsa toplatılır. Bu sürecin şarkılarına yansıması kaçınılmazdır. Yeni albümün adı ‘Başım Belada’dır o yüzden. Ahmet Arif, Atilla İlhan ve Yusuf Hayaloğlu’nun şiirleri ve şarkı sözleri Ahmet Kaya müziği ile biraraya gelir. Bu arada ağırlıkla Türk Halk Müziği’nden örneklerin yer aldığı ‘Resitaller 2′ adlı albümü yayınlanır.

Onuncu albümü ‘Dokunma Yanarsın’ ile birlikte hayatında bir takım değişiklikler gündeme gelir. Bu yeni süreçte de milyonluk satışlara imza atan Kaya, 1993′te onbirinci albümü ‘Tedirgin’i çıkarır. Ertesi yıl çıkardığı ‘Şarkılarım Dağlara’da hemen hemen tüm şarkı sözlerinin altına da imzasını atar. Albüm, ‘Kum Gibi’, ‘Ağladıkça’, ‘Saza Niye Gelmedin’ gibi parçalarla satış rekorları kırarak Ahmet Kaya diskografisinde ayrı bir yere sahip olur. Toplumsal-kültürel gelişmelerin getirdiği etkileri üretkenliğe çeviren Ahmet Kaya, 1995 yılında onüçüncü albümü ‘Beni Bul’ u çıkartır.

Sesinin rengini ve olgunluğunu günün teknik imkanlarıyla yeniden deneyerek, ağırlıkla eski şarkıların yeni düzenledi. 1996 tarihli ‘Yıldızlar ve Yakamoz’ bu arada ortaya çıkar. Bunu, 1998 yılında Yusuf Hayaloğlu ve Osman İşmen’den oluşan çekirdek kadroyla hazırladığı ‘Dosta Düşmana Karşı’ izler.

‘Gak Production’ isimli bir yapım firması da kuran Kaya, Kent Ozanları isimli çağdaş halk müziği yapan bir grup ve on yıldır asistanlığını yapan Çetin Oraner’in albümlerine de yapımcı olarak imza atar.

Profesyonel süreci boyunca onun müziğine çeşitli isimler bulunmuşsa da Ahmet Kaya, kendisini hep toplumcu-gerçekçi sanat kategorisinde görmüştür. Dünyada ‘protest müzik’ olarak tanımlanan bu türün ülkemizdeki önemli temsilcilerinden olan Ahmet Kaya’nın en belirgin ve ayırdedici tarafı, müziğindeki geleneksel motiflerin ve ulusal kültür değerlerinden yola çıkmasıdır. Toplumsal süreçten kopmammış, olmuştur. Türkiye’nin siyasal ve toplumsal gidişatına paralel bir müzik seyri izlemiştir.

Türkiye’de her söylediği söz ve şarkısı olay olan Ahmet Kaya hakkında birçok dava açıldı ve kendi deyimiyle emniyetler onun ikinci adresi oldu. Bu baskılara rağmen Kaya, kimliğini hiçbir zaman inkar etmedi ve mücadele etti.

Kaya hakkında, yurtdışında verdiği konserlerde ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla 3 ayrı dava açıldı. Bu davalardan biri geçtiğimiz günlerde sonuçlandı ve Kaya’nın 3 yıl 9 ay hapis cezası kesinleşti. Diğer iki davada ise, duruşmalara katılmadığı ve ifade vermediği için Kaya hakkında gıyabi tutuklama kararı verildi.

Kaya’nın çıkardığı kasetlerin bazılarının isimleri şöyle:
“ağlama bebeğim, tedirgin, acılara tutunmak, şafak türküsü, an gelir, yorgun demokrat, başkaldırıyorum, dokunma yanarsın, adı bahtiyar, başım belada, şarkılarım dağlara, yıldızlar ve yakamoz, beni bul ve dosta düşmana karşı.”
1980′lerde Nevzat Çelik’in ‘Penceresiz kaldım anne / Saçlarına yıldız düşmüş, koparma anne’ ‘Şafak Türküsü’ şiirini türküleştirerek patlama yaptı A. Kaya. Karyerinde ‘Ağladıkça’ isimli türkünün büyük bir yeri oldu. Aram Dinkjian’ın bestelediği bu türkü, sanatçıya sağ veya sol görüşlü farketmeksizin milyonlarca dinleyici kazandırdı. Kaya, son olarak Gazeteciler Derneği’nde yaptığı konuşmada ‘Kürtçe bir klip çekmek istiyorum ve bunu yayımlayacak bir televizyon kanalı arıyorum’ deyince İkitelli medyanın hışmına uğradı ve yüzünden Fransa’ya gitmişti.
16 Kasım günü sabah saat altıda topragından uzakt kalp krizi geçirip öldü.
O Paris Komünarlarıyla Pere Lachais mezarlığında yatarken bize duruşu ve sesi kaldı.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.

Af Grubu

Gönderen: admin  //  Kategori: Biyografi

Af Grubu

Af Grubu

Af Grubu 1995 yılında kuruldu. 1996 yılında kendi adlarını taşıyan ilk albümleri Af I‘i yayınladılar. Bu albümde yer alan Kızancıklar ve diğer parçalara çekilen klipler, tüm kanallarda yayınlandı ve bu şarkılar uzun bir süre müzik severlerin dillerinden düşmedi. Albüm sonrası tüm Türkiye`yi kapsayan bir turneye çıktılar. 1997 yılında ikinci albümleri Af II‘yi yayınladılar. Bu albümde yer alan; söz ve müziği Barış Manço’ya ait Evelallah adlı şarkıya çekilen klip ile Kral TV Müzik Ödüllerinde en iyi grup ödülünü aldılar.

1998 yılında kişisel anlaşmazlıklar sebebiyle grup üyeleri yollarını ayırmaya karar verdiler. Geçen süre içerisinde vatani görevini yerine getiren Ferit Tunçer Murat Ezber ile grubu yeniden kurma kararı aldı ve 4 yıllık bir çalışma döneminden sonra 46:19 adlı albüm 2004 yılının Temmuz ayında “Yarının Anıları” adının taşıyan şarkının klibi ile piyasaya çıktı.

Bu şarkıcıyla ilgili eklemek istediklerinizi veya yorumlarınızı “Yorum Yaz” bölümünü kullanarak bildirebilirsiniz. Yorumlarınız yönetici onayından geçtikten hemen sonra yayımlanacaktır. İyi eğlenceler dileriz.